Hindistan hala içimde şarkı söylüyor:)

Hindistan benim yıllarca gitmek istediğim, sonunda ilk kez 3 yıl önce kavuştuğum, nedenini bilmediğim şekilde hep özlem duyduğum, her sene gitmek istediğim, hayatımın bir dönemini geçirmek istediğim ve bunları zihnimle neden diye anlamaya çalıştığım, daha çok kalbimde hissettiğim muhteşem bir yer benim için. Ben burda son Hindistan gezimiz için ne yazsam eksik kalacak aslında, ama başlayayım bakalım….

Bu sefer güneye idi yolculuğumuz, günler öncesinden heyecanı başladı. İlk durağımız Fort Kochin, bir balıkçı kasabası, neler görmüş geçirmiş…1500 lerde Portekizlilerin kurduğu sonra Hollanda sonra İngiltere egemenliğine geçmiş. Her yerde  Avrupai binalar var, kendinizi Avrupa da hissedebilirsiniz.  Ama bu Avrupai binaların yanında derin bir yoksulluk, ama Hindistan ın geneli gibi yoksulluğu sanki takmayan insanlar. Yoksulsak kime ne diyen gülümseyen gözleri gülen dünya tatlısı, çoğunun tek giysisi bellerine taktığı peştemal olan dünya güzeli insanlar. Kochin de sinangogla camiyi, kiliseyle tapınağı yanyana görmek, kilisedeki festivalde hindularında olması nasıl mutlulukla doldurdu içimi.  Yine Fort Kochin le ilgili unutamayacağım bir başka güzellik sabah motosikletle oğlan çocuklarını sahilde futbol oynamaya getiren babalar ve onlarca çocuğun sahilde sabah erken saatlerde keyifle futbol oynaması. Demek ki spor yapmak için milyarlık tesislere ihtiyaç yokmuş.

IMG_20170115_083015

Yolculuğumuz Allepey e doğru, bir boathouse ın içindeyiz, rüya da gibiyiz. Boathouse çok keyifli, ama boathouse dan gördüklerimiz de o kadar renkli ki.  Nehrin iki yanında doğa muhteşem, her yerde palmiyeler ve daha önce görmediğimiz çeşit çeşit ağaçlar, kuşlar, bitkiler, evler, rengarenk giysili çamaşır yıkayan kadınlar. Şimdi yazarken gözümün önünden geçiyor görüntüler gülümsüyorum ve sanırım her gördüğümde de gülümseyeceğim:) O gün kaldıgımız Boat House inanılmaz bitki örtüsü, hiç görmediğimiz ağaçlar, hiç duymadığımız kuşlar ve ertesi sabah erkenden köyün içine çok keyifli bir yürüyüş. İşte o yürüyüşte gördüğüm dikiş diken ve sonuna kadar açtığı radyosunu  dinleyen mutlu kadın görüntüsü ve içinde sadece şilte olan evler, pirinç tarlaları ve pirinç tarlalarını güzelleştiren şiir gibi insan görüntüleri… Evet hakediyoruz maddeyi ama maddesiz de mutluluk oluyormuş dedirten saf güzel gerçekten çok güzel, güzel gülen güzel bakan insanlar… Benim için güzelliğin güzel bakmak ve güzel gülmek olduğunu bir kez daha kesinleştirdi…

india2

Thekkady ye doğru yola çıkıyoruz. Yolda bir çay fabrikasını ziyaret ettikten sonra  dağlara bakan otelimizdeyiz. Ertesi sabah bir baharat tarlasındayız, bildiğimiz ve bilmediğimiz baharatları anlatan çok neşeli tatlı bir rehber. Tüm baharatlara dokunmak, ağaçlarını bitkilerini görmek, bazı baharatların yetişmek için birbirlerinin gölgesine ihtiyaç duyduklarını öğrenmek, rehberin baharatların türkçelerini hemen öğrenip söylemesine kahkahalarla gülmek şahaneydi. Öğleden sonra filleri ziyarete gittik, grubun tamamı hayvansever olunca onları fazla yordukları hissiyle fillere binmeyi reddettik. Bize bir fili doyurabileceğimiz söylendi, gelen filin adı tesadüf mü bu bilemem Mira’ydi:)

india4

Tüm gün yaşadığımız keyfin ardından yorulmuştuk, tertemiz dağ havasını soluyarak keyifli bir yogayı hakettik.

ındia3

 

Ertesi sabah vahşi yaşam alanında tekne yolculuğu için erkenden yola çıktık. Çok soğuktu, sanırım hayvanlar uyumayı tercih etmişlerdi çok çeşitli kuşlar gördük hayatımızda hiç görmediğimiz, bir kaç bizon ama inanılmaz üşüdük, sanki bu gezi için doğru zaman değildi.

Şimdi Kerala dan Madurai’ye geçiyoruz uzun bir yolculuk olacak, biraz ürkütüyor bizi bu. Ama minibüsün içi o kadar eğlenceli ki 11 saatlik yol sandığımız kadar  da uzun sürmüyor. Madurai deyiz. Burası Hindistan’ın en eski şehirlerinden biri, bu kadar süre doğada kaldıktan sonra şehrin havası biraz çarpıyor başta.  Burası Meenakshi tapınağı, bir günde elbise teslim eden terzileri, IT alanındaki başarılarıyla ünlüymüş. Rehberimiz bize kast sistemini anlatıyor, bence kapitalizmin biraz daha katı hali. Ama artık Hindistanda kast sistemi çözülüyormuş, ne güzel. Rehberimiz yine eğlenceli, bize hint dans figürleri gösteriyor ve şu an hatırlayamadığım kadar çok işi ve hobisi var.

Bu kadar yoldan buraya asıl gelme nedenimiz,Meenakshi tapınağı görkemiyle bunca yolculuğa değdiğini söylüyor bize. Bu tapınağı Shiva karısı Parvati için yaptırmış, kadınlara adanan nadir tapınaklardan biriymiş. Binlerce rengarank heykelden oluşan kuleleriyle çok etkileyici ve içi de çok yüksek bir enerjiyle bizi karşılıyor. Her gün burda sabah ve akşam evlilik törenleri yapılıyor, birine katılmak bize nasip oluyor.Parvati 3 gögüslüymüş sevdiğini gördüğünde gögüsleri ikiye düşecekmiş Shiva yı gördüğünde gögüslerinden bir kaybolmuş, aşk böyle dönüştürcü demek ki:)

india5

Ve şimdi yolumuz Kovalam a doğru, okyanusa denize güneşe sonsuzluğa. Yol üzerinde Kanyakumari yi ziyaret ettik. Yolda Kanyakumari de Vivekananda Temple ı ve Thirivalluvar heykelini görüyoruz. Vivekananda burda aydınlanmış, ve denizin ortasında kocaman bir heykel nasıl olağanüstü ve nasıl şaşırtıcı. Veee uzun bir yolculuğun ardından Kovalam’ın başkenti Trivandrum dayız, büyük bir şehir ayurveda nın da başkenti ama Delhi ve Mumbai de sonra hiç büyük gelmiyor bana. Burda büyük bir oteldeyiz denizin dalga seslerini dinleyerek uyumak, uyanmak keyifli bir yoga ve deniz kıyısında vakit geçirmek çok iyi geliyor.

Ertesi gün Padmanabha Swami Tapınağı na gidiyoruz, binlerce yıldır aynı titiz ağaç işçiliği ile mitolıjik heykeller yapan bilge heykeltraşlar beni çok etkiliyor. Sonrasında gezdiğimiz Raja Ravi Varma Sanat galerisinde rehberimiz bize nerdeyse mitolojik felsefe dersi veriyor birkaç saat. Brahma, Vişnu ve Şiva. Brahma yaratıyor, Vişnu yaşamın süregenliği, Şiva yıkan yokeden. Hayatın her anında yaşadığımız. Ve tüm felsefelerin temel dayanaklarından. Yine bilge rehberimiz diyor ki, öyle bir yere gelirsin ne dua kalır ne tapınak ne tapınma, herşey sensindir. İşte oraya varmaya duamız…..

Çok çok keyifli bir öğlen yemeği yedik Trivandrum da. Muz yapraklarının üzerine konan yiyecekleri elinle alıp yiyorsun, hepsi birbirinden lezzetli inanılmaz güzel yemekler ve yemeğe dokunarak yemek, biraz zorlasa da elinde hissetmek nasıl farklı bir duygu. Kendime arada elle yeme seasları yapma sözü veriyorum.

india15

Ve ertesi sabah keyifli kahvaltı sonrası 7 kişi Türkiye ye doğru yola çıkarken bizim yolculuğumuz  Amma ashram a, gezinin daha çok ashramlarda geçecek olan  ikinci kısmının heyecanı sarıyor.

Amma sarılarak şifa veriyor buna darshan diyorlar, son günüymüş aşramda ve son darshan ı, heyecanla koşuyoruz aşhram a. Burası ashram dan çok kocaman binalarıyla bir otel havasında, resimlerini görmüştüm ama gerçeği yine de şaşırtıyor. Okyanus kıyısında ve inanılmaz bir manzara var. Önce aşramı tanıyoruz Batılılardan, zaten heryerde Batılılar var, kendimi Hindistan da hissedemiyorum. Heryerde Avrupalılar Amerikalılar, Avusturalyalılar. Yaklaşık 3 saatlik bir bekleyiş sonrası sarılıyoruz Amma, şifasını şefkatini alıyoruz. Odamız sadece bir şilte ve bir kaç askı çok minimal, yorgunluktan nasıl uyuduğumu bilemiyorum. Ertesi sabah deniz kıyısı meditasyon yapan insanlar, sessiz sakin dalgalarla oynamak çok çok keyifliydi.

Veee Varkaladayız, Amma  ashram da 3 gün kalmayı planlamıştık 1 günde ayrılınca 2 gün tatil yapıyoruz. Varkala şahane plajı, küçük dükkanları samimi satıcıları, çok keyifli kafeleri ile çok güzel. Kendimizi cennete bırakıveriyoruz, en iyi arkadaşlarımız okyanusun dalgaları, kum, bazen balıkçılar, bazen şarkı söyleyerek dolaşan krishnacılar,  bazen bir masala çayı, bazen King Fisher bira. Bu tatil çok çok iyi geliyor.

 

Ve shivananda ashramdayız. 4 gün kalabalıklardan uzaklaşıyoruz. Sabahları meditasyon ya da uzun sessiz yürüyüşlerle çok erken saatlerde başlıyor. Sonra yoga ve kahvaltı, sonra yoga dersleri yine yoga yemek ve akşam ritüelleri. Kalabalıklardan uzaklaşmak, özünle buluştuğun uzun keyifli saatler, çok keyifli şifalı törenlerin içinde olmak nasıl güzel. İlk gün gittiğimizde Didemcim bizi ayurvedik ilaç yapan hocaların yanına götürüyor, burda tüm ezberlerimizi bozan birşey oluyor. 180 derecede kaynayan ilacın içine elimizi sokuyoruz ve yanmıyor içindeki bir bitkiden dolayı. Birden anımsıyorum herşey doğru, herşey yalan:)

Aşram yoga yapılan, çalışmaların meditasyonların yapıldığı yer. Sadeliği, burda yerde çok basit kaplarda yediğimiz yemeklerin güzelliği lezzeti, hocaların egosuz aydınlanmış halleri beni büyülüyor. Doya doya yoga yapıyoruz, inanılmaz bir ateş ritüelinde, puja töreniyle tüm fazlalıklarımızı ateşe bırakıyor arınıyoruz.

Aşramdan ayrıldıktan sonra 4 günümüz daha var Varkala da. Arkadaşlarım o dört günü masaj kursu alarak değerlendirmek istiyor bende tercüman oluyorum. Tabi uzun keyifli masaj seansları eşliğinde, akşamlar boşluklar yine denizde alışverişle, kafelerde çok ama çok keyifli geçiyor. Dönüş vakti yaklaştıkça sevdiklerimizi çok özlememize rağmen bizi alıyor bir hüzün ama hep söylediğimiz yine yeniden mutlaka burada olacağız:)

Bu gittiğimde beni en çok etkileyenler,

  • İnsanların artık tamamen hayatlarına geçirdikleri inançlı, kabulde ve teslimiyet halindeki halleri,
  • Gözlerinde ve duruşlarında hissettiğim o alçagönüllülükleri
  • Yine şahane hint yemekleri yemeğe doyamadığım
  • Yine inanılmaz doğası, hiç bilmediğim ağaçları, kuşları
  • Kadınların hep güzel hep renkli  hep kadınsı olması
  • Her yerde her tapınakta ve herhangi yerde de bazen hissedilebilen o yoğun havada asılı gibi olan kozmik enerji
  • Hemen herkesin kadim bilgileri ve şifayı yaşamında her an taşıması ve kullanması,
  • Çocukların tatlılığı ve güzelliği
  • Ne kadar artık arzularıma hakim oluyorum desemde burda alışveriş yapmamanın çok zor olduğu
  • Renklilik, çeşitlilik, her yerin herşeyin rengarenk olması.

Beni en çok değiştiren dönüştüren de burda bu dünyanın ucundaki yerde, sevdiklerimden uzakta yaşayabileceğim ve çok ta mutlu olabileceğim hissi. Dünyanın hiçbir yerinde yalnız olmadığım ve olmayacağım duygusunun kalbime yerleşmesi.

Yol arkadaşlarımın hepsi çok özel çok güzeldi, yolculuk boyunca çok güldük, çok eğlendik, çok şey öğrendik. Düşünüyorum ama beni zorlayan strese sokan anları gerçekten hatırlayamıyorum… Var mıydı? Bana eşlik ettikleri için kalpten sonsuz teşekkürler.

Bu hint ellerinde yine yeniden olmayı, oranın güzellikleri ile isteyen herkesi tanıştırabilmeyi çok istiyorum.  Ve ben de yaşamımın bir döneminde oraların havasını bıkana kadar soluyabilmeyi….

Namaste.

 

 

 

 

 

Reklamlar

4 thoughts on “Hindistan hala içimde şarkı söylüyor:)

  1. Sevgili Hatice
    Guzel anlatimin ve paylasimin
    İcin cok sagol cok keyifle yasadim
    Cennet Hindistani
    Sevgiler
    Zeynep Borcbakan.

    Not: seneye birlikte gitmeyi diliyorum
    🌹🌷🌕🌺🙏

  2. Ağzına sağlık Haticecim.. Yine rengarenk yine sevgili ve umutlu… yine dopdolu aktarmışsın.. çok teşekkür ederiz sana ve vesile olanlara… nameste

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s