“Bir çatlak var herşeyde, ışık böyle sızıyor içeri”

sonask

Bazen bir şehir insanı bir hikayeye götürür. Bazen bir hikaye bir şehre. Ben bir Woody Allen filmi Paris Manhattan ı seyretmeye niyet etmişken kendimi yine Paris te Mathew le Pauline in yanında kalbim sıcacık buluverdim. Çok nadiren bir filmi yeniden izlemek isterim bu film öyle bir filmdi. Filmin adı Mr. Morgan’s Last Love. Çok beklenti yaratmamak adına çok yavaş, çok sıradan hayatlara ait, çok Fransız(Fransız, Alman, Belçika ortak yapımı imiş.) bir filmdi. Boş yüksek tavanlı ama bir o kadar da güzel Fransız evleri, sakin keyifli diyaloglar vardı, Çoğu fransız filmi gibi boş evlere girip sevişmiyorlardı sadece:)

Otobüste tanıştığın birine nasıl davrandığın kaderini belirleyebilir dedi bana film. Kader mevzusu çok karmaşık olsa da benim aklıma en çok karşılaştıklarımızla ne yaptığımız oturmuştur. Pauline ve Mathew’in karşılaşması da böyle o ilk karşılaşmada o sıcaklık hissedilmese, kalbe dokunmasa o ilk karşılaşma, karşılaşılan kişiler birilerine benzetilmese belki de böyle bir film olmayacaktı:)

Karşılaştığımız kişileri nereye koyacağımız tamamen bizimle ilgili, sonra bütün kaygılar korkular, öğrendiklerin yokoluyor; sen ve o kalıyorsunuz dünyada.

Ve biraz önce otobüste ilk kez gördüğün insan senin için dünyanın en önemli insanı olabiliyor bir anda.

Bazen bir arkadaşlığın ne kadar aşk olabileceğini, bazen bir aşk ın da sadece arkadaşlık olduğunu söyledi bana.

Filmden bir diyalog

  • neden hayatı sevmeyi bıraktın?
  • hayatı sadece kendi başına sevemezsin ki. mekanlarını, hayvanlarını, insanlarını, hatıralarını, yemeğini, edebiyatını, müziğini seversin. ayrıca bazen tüm sevgini vermek zorunda olduğun biriyle tanışırsın. ve birini kaybettiğin zaman, her şeyin onunla birlikte duracağını düşünürsün. fakat her şey devamlılığını sürdürür.

Bazen sadece bir film, bazen bir hayat, bazen bir insan nasıl değiştirir hayatımızı birden bire.

Fimde son zamanlarda daha da çok hayatımda olan dansta vardı ve dansın yaşam olduğunu gördüm bir kez daha.

Michael Caine çok iyi oynuyordu, Celemence Poesy çok çok güzel ve tatlı ve iyi oyuncuydu. Paris’e ilk gittiğimde (aslında sadece bir kez gittim:)))heyooo Paris teyim diye çocuklar gibi çığlıklar atmıştım. Filmi izlerken yine aynı duygu vardi:)

Filmde Lenord Cohen den birşeyler…

“bir çatlak var her şeyde, ışık böyle sızıyor içeri.”

“there is a crack in everything. that’s how the light gets in. ”

İyi ki var o çatlak.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s