Hayallerin sınırı olmamalı, hayaller sonsuzlukla kucaklaşmalı.

tehlikeli-yuruyus-the-walk-film

Ah yine bir film beni koltuğa çiviledi. Ne mutlu:) Filmin adı The Walk. Harika ötesi bir yaşam öyküsü ve onun nefis bir filme dönüşmüş hali. Bir yaşamın içine girmek ve bir kısmını bile olsa tüm o edinilen deneyimlerle yaşamak ve o an yaşıyormuş gibi heyecanlanmak hatta bazı yerlerinde heyecandan ölmek:) Film, Philippe petit‘in ağustos 1974’te ikiz kuleler‘in birinden diğerine çelik halat üzerinde yaptığı yürüyüşü konu ediyor. Philippe Petit bir ip cambazı, ipin üstünde danseden kendini en çok orda mutlu hisseden bir Fransız. Gördüğü bir gazete haberi üzerine bir hayal kuruyor kocaman bir hayal ikiz kulelerin insaatı devam ederken iki kule arasına ip gerip yürümeyi hayal ediyor. Hayalin her türlüsü çok güzel ama bu kadar kocaman olması ve bu kadar imkansız gibi görünmesi. Ve suç ortakları toplamaya başlıyor, önce güzel bir sevgili sonra bir fotoğrafçı ve diğerleri. İnsanın suç ortakları olmadan hayali gerçekleştirmek bu kadar keyifli olmazdı bence. Tüm o hayale doğru yolculuk ve hayalin gerçekleşmesi inanılmazdı. Filmin son sahneleri kalbi durdurabilecek kadar heyecanlı ve inanılmaz güzel kurgulanmış. Filmi 3 boyutlu izlemiş olmayı çok isterdim ama kalbim dayanır mıydı hiç bilmiyorum:)

Film bana hayallerimize sınır koymamamızı söyledi, sınırsız olduğunda her hayalin gerçekleşebileceğini, bir hayalle bütünleşmenin nasıl birşey olabileceğini ve bu yolculuğun inanılmazlığını…

Herkesin ölüm olarak gördüğü şeyi Philippe Petit yaşam olarak görüyor, ipin üstünde olmak yaşamak Philippe için ve hep yaşamı seçiyor. Ve neyi seçersek onu yaşıyoruz, harika bir örnek.

Son üç adım çok önemlidir diyor Philippe’in hocası, son üç adım kala kibre kapılırsan herşeyi kaybedebilirsin.  Başardım bitti haline hiç geçmemek belki de, belki de yolculuğun hep devam edeceğini bilmek.

Beni filmde çok etkileyen birşey de yol arkadaşlıkları, suç ortaklıklarıydı.  Sana inanan bir kişi varsa dünyayı tersine çevirebilirsin, film o kadar güzel anlatıyor ki.

Ve üzerinde olduğun şeyin sana yardım etmesine izin vermek, onunla bir olmak… Ah o ip nasıl da tuttu Philippe’yi nasıl bırakmadı; ah o bütünleşme nasıl güzeldi.

Joseph Gordon-Levitt şahane oynuyor, film benim için baştan sona çok heyecanlı, çok öğretici, çok keyifliydi. Mutlaka izlemelisiniz derim.

Ve artık  daha çok inanıyorum hayallerin sınırları yoktur, sonsuzluğa uzanırlar. Hep hayaller hep yaşam kazansın, ve biliyorum ki yaşam ölüme gülümseyerek yürüdüğümüzde kazanır. Yaşama ve ölüme merhaba:)

 

 

Reklamlar

One thought on “Hayallerin sınırı olmamalı, hayaller sonsuzlukla kucaklaşmalı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s